Emzirme döneminde ilaç tedavisi sorusu. Doğum sonrası dönemde antidepresan tedavisi gündeme geldiyse karar, psikiyatrist + obstetri hekimi + laktasyon danışmanı ortak değerlendirmesiyle alınır. Bu yazıda spesifik ilaç adı, dozu veya marka önerisi verilmez; aktarılan bilgi yalnızca sınıf güvenliği prensibidir.
{#tldr}
Doğum sonrası depresyon, doğumdan sonraki ilk 12 ay içinde başlayan, en az iki hafta süren çökkün duygudurum, ilgi-istek kaybı, yoğun suçluluk, bebeğe duygusal mesafe, uyku-iştah bozukluğu ve işlevsellikte belirgin azalma ile seyreden klinik bir tablodur. Doğum sonrası ilk iki haftada görülen ve kendiliğinden geçen annelik hüznünden (baby blues) ve daha nadir görülen postpartum psikozdan klinik açıdan ayrı bir tanıdır. DSM-5-TR'de majör depresif bozukluğun peripartum başlangıç tanımlayıcısı altında sınıflandırılır. Tedavisi kanıta dayalıdır: kişilerarası terapi (IPT), bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve gerekli durumlarda psikiyatrist tarafından planlanan farmakoterapi birinci basamak yaklaşımlardır.
Doğum Sonrası Depresyon Nedir? Baby Blues'tan Farkı
Doğum sonrası depresyon (DSD), halk arasında lohusalık depresyonu, akademik literatürde postpartum depresyon (PPD) olarak da bilinen, doğumu takip eden dönemde başlayan klinik bir duygudurum bozukluğudur. DSM-5-TR'de bağımsız bir kategori değil, majör depresif bozukluğun peripartum başlangıç tanımlayıcısı altında yer alır. Tanımlayıcı, gebelik sırasında veya doğumu izleyen ilk dört hafta içinde başlayan epizotları kapsar; klinik pratikte ve NICE CG192 rehberi başta olmak üzere çağdaş kılavuzlarda doğum sonrası ilk 12 ay klinik izlem penceresi olarak kabul edilir.
DSD'nin doğum yapan kadınlarda yaşam boyu yaygınlığı %10–15 olarak bildirilir; Türkiye için yapılan saha çalışmalarında da benzer aralıkta veriler vardır. Tek bir nöbet, "yorgunluk" ya da geçici hüzün değil; günlük işlevselliği — bebek bakımı, özbakım, sosyal ilişkiler, çalışma yaşamı — bozan klinik bir tablodur.
DSD, doğum sonrası dönemde yaşanan diğer iki tablodan klinik olarak ayrılır: annelik hüznü (baby blues) çoğunluğun yaşadığı geçici ve kendiliğinden düzelen bir dalga; postpartum psikoz ise tıbbi acil olarak ele alınması gereken, nadir görülen ayrı bir tablodur. Bu üçlü ayrım klinik yönelim için belirleyicidir ve bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak tablolanmıştır.
Annelik Hüznü, Doğum Sonrası Depresyon ve Postpartum Psikoz: Üçlü Ayırıcı Tanı
Doğum sonrası dönemde üç ayrı klinik tablo tanımlanır. Halk arasında ve birçok yazılı kaynakta bu üçü karıştırılır; oysa süreleri, şiddetleri, işlevsel etkileri ve müdahale gereklilikleri farklıdır.
| Özellik | Annelik hüznü (Baby Blues) | Doğum Sonrası Depresyon (DSD) | Postpartum Psikoz |
|---|---|---|---|
| Yaygınlık | %50–80 | %10–15 | %0.1–0.2 |
| Başlangıç | Doğumdan sonraki ilk 2–5 gün | İlk 4 hafta — 12 ay penceresi | Çoğunlukla ilk 2 hafta |
| Süre | 2 hafta içinde kendiliğinden geçer | Tedavisiz aylarca-yıllarca sürebilir | Akut ve hızla kötüleşir |
| Şiddet | Hafif duygusal hassasiyet, ağlamaklılık | Klinik şiddette çökkünlük + işlev kaybı | Halüsinasyon, sanrı, dezorganizasyon |
| İşlevsellik | Korunur | Belirgin biçimde bozulur | Akut bozulma, gerçeklik değerlendirmesi yitirilir |
| Müdahale | Genelde gerekmez; destek ve gözlem | Klinik değerlendirme + psikoterapi ± ilaç | TIBBİ ACİL — hospitalizasyon değerlendirilir |
Annelik hüznü doğum sonrası hormonel değişimlere bağlı geçici bir duygusal hassasiyettir; ağlamaklılık, yorgunluk, uyku düzensizliği içerir ancak günlük işlevsellik korunur ve iki hafta içinde kendiliğinden geçer. DSD'den ayıran iki kritik kriter: süre (>14 gün) ve işlevsellik kaybı.
Postpartum psikoz, DSD ile aynı spektrumda değildir; DSM-5-TR'de kısa süreli psikotik bozukluğun veya bipolar I bozukluğun peripartum başlangıçlı bir tablosu olarak sınıflandırılır. Halüsinasyon, paranoid sanrılar (bebeğe komplo kurulduğu, çocuğun kendisinin olmadığı gibi), dini-mistik içerikli düşünceler ve dezorganize davranış görülür. Tıbbi acil kapsamındadır; bu yazının ilerleyen bölümünde ayrı bir başlık ve uyarı kutusu altında ele alınmıştır.
DSM-5-TR Tanı Kriterleri ve Peripartum Başlangıç Tanımlayıcısı
DSM-5-TR'ye göre DSD, majör depresif bozukluk kriterlerini karşılayan ve peripartum başlangıç tanımlayıcısı ile sınıflandırılan bir epizottur. Majör depresif epizot için en az iki hafta süreyle, hemen her gün, günün büyük bölümünde dokuz belirtiden en az beşinin bulunması gerekir; bu beş belirtinin en az biri çökkün duygudurum veya ilgi-istek kaybı (anhedoni) olmalıdır.
- Çökkün duygudurum (üzgün, boş, ümitsiz hissetme)
- Etkinliklere karşı ilgi veya zevkin belirgin azalması (anhedoni)
- Belirgin kilo değişikliği veya iştah değişikliği
- Uykusuzluk veya aşırı uyku
- Psikomotor ajitasyon veya yavaşlama
- Yorgunluk, enerji kaybı
- Değersizlik veya aşırı, yersiz suçluluk duyguları
- Düşünme ve konsantrasyonda azalma, kararsızlık
- Yineleyen ölüm veya intihar düşünceleri
Peripartum spesifik klinik bulgular bu çekirdek kriterlere eşlik edebilir: bebeğe karşı duygusal mesafe, "yeterince iyi anne olamadığı" düşüncesi, bebeğin ağlaması karşısında baş edememe hissi, emzirme sürecinde yoğun anksiyete.
DSM-5-TR tanımlayıcısı epizotun gebelik sırasında veya doğumu izleyen ilk dört hafta içinde başlaması koşulunu içerir. Ancak NICE CG192 ve uluslararası klinik kılavuzlar, doğum sonrası ilk 12 aylık pencereyi klinik izlem için kullanır; bu pencerede başlayan bir majör depresif epizot pratikte DSD olarak değerlendirilir.
Edinburgh Postnatal Depresyon Ölçeği (EPDS) ve Tarama
Doğum sonrası depresyon tarama amaçlı en yaygın kullanılan araç Edinburgh Postnatal Depresyon Ölçeği (EPDS) olarak bilinen, Cox, Holden ve Sagovsky tarafından 1987'de geliştirilmiş 10 maddelik öz bildirim ölçeğidir. Türkiye için Engindeniz, Küey ve Kültür (1997) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır.
Ölçek, son yedi gündeki duygu durumunu sorgulayan 10 maddeden oluşur ve 0–30 arası puanlanır. Engindeniz ve arkadaşlarının Türkçe geçerlilik çalışmasında klinik açıdan riskli grubu ayırt eden kesme puanı ≥13 olarak bildirilmiştir; uluslararası literatürde aynı eşik (≥13) majör depresyon riskini taramak için kullanılır, ≥10 puan ise daha hassas (false-positive payı yüksek) bir uyarı eşiğidir. Ölçek içinde son madde olan kendine zarar verme düşüncesi maddesi, total puandan bağımsız olarak pozitif yanıtlandığında klinik değerlendirmeyi öncelikli kılar.
EPDS bir tarama aracıdır, tanı koymaz. Kesme puanın üzerinde olmak DSD tanısı koymaz; klinik değerlendirme — bir psikiyatrist, klinik psikolog veya aile hekimi tarafından yapılan görüşme — şarttır. Aynı şekilde kesme puanın altında olmak DSD'yi dışlamaz; klinik şüphe varsa görüşme önceliklidir.
Türkiye'de doğum sonrası 6. hafta postnatal kontrolde EPDS rutin olarak uygulanmamaktadır; bu durum erken tanıyı geciktirir. Kendi durumundan endişe duyan annelerin doğum hekimi, aile hekimi veya bir ruh sağlığı uzmanından değerlendirme talep etmesi tavsiye edilir.
Nedenler ve Risk Faktörleri
DSD tek bir nedene bağlanamayan, biyopsikososyal bir tablodur. Klinik kılavuzlar üç katmanı birlikte değerlendirir.
Biyolojik faktörler
- Östrojen ve progesteron düşüşü: Gebelikte 200–300 kat artan östrojen ve progesteron, doğumdan sonraki ilk 72 saatte hızla bazal düzeye iner; bu dramatik düşüş duygu düzenleme devrelerini etkiler.
- Postpartum tiroidit: Doğum sonrası ilk 12 ayda %5–10 oranında görülen tiroid disfonksiyonu DSD ile semptomları örtüşür; ayırıcı tanıda TSH ve serbest T4 ölçümü değerli olabilir.
- Uyku yoksunluğu: Yenidoğan bakımına bağlı bölünmüş uyku, REM uykusu azalması ve sirkadyen ritmin bozulması — duygu düzenlemesini doğrudan etkiler.
Psikolojik faktörler
- Gebelik öncesi depresyon veya anksiyete öyküsü — en güçlü tek risk faktörüdür (gebelik öncesi öykü olanlarda DSD riski 3–5 kat artar).
- Gebelikte depresyon — antepartum depresyonu olan kadınların yarısına yakını postpartum dönemde de epizot yaşar.
- Travmatik doğum deneyimi, acil sezaryen, prematür doğum, yenidoğanın yoğun bakım ünitesi (NICU) yatışı.
- Önceki perinatal kayıp (düşük, ölü doğum, bebek kaybı).
Psikososyal faktörler
- Partner desteği yokluğu veya ev içi çatışma artışı
- Sosyoekonomik güçlükler, beklenmedik gebelik
- Sosyal izolasyon, doğum sonrası ilk haftalarda yakın çevreden destek alamama
- İlk kez anne olma, daha önceki çocuk bakımı tecrübesinin azlığı
Suçluluk duygusu, DSD'nin bir BELİRTİSİDİR — karakter ya da annelik kusuru değildir. DSM-5-TR majör depresif epizot kriterlerinde "aşırı veya yersiz suçluluk" maddesi yer alır. Suçluluk hissi, nörobiyolojik temelli bir klinik tabloya eşlik eden bir semptomdur; bu çerçeveyi okumak anne için ve yakınları için klinik yönelimi netleştirir.
Acil yardım hatları — kendinize veya bebeğinize zarar verme düşünceniz varsa.
- 112 — Acil Çağrı: tıbbi acil, intihar girişimi, akut kriz
- 182 — TİDA İntihar Önleme Hattı (T.C. Sağlık Bakanlığı): intihar düşüncesi 7/24 ücretsiz danışmanlık
- 183 — Sosyal Destek Hattı (T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı): aile içi destek, kadın-çocuk koruma başvuruları
Doğum sonrası dönemde bebeğe zarar verme düşüncesi iki farklı klinik tablo bağlamında ortaya çıkabilir: (1) ego-distonik intrüzif düşünce — anne bu düşünceden rahatsız olur, gizler, harekete geçirmek istemez; postpartum obsesif-kompulsif bulgu olarak değerlendirilir, eylem riski düşüktür ancak değerlendirme önceliklidir. (2) Postpartum psikoza bağlı sanrılı düşünce — anne bu düşünceyi "doğru" bulur, gerçeklik değerlendirmesi yitirilmiştir; tıbbi acildir, beklemeden 112 ve acil servis başvurusu gerekir.
Tedavi: Kanıta Dayalı Yaklaşımlar
DSD'nin tedavisi kanıta dayalıdır ve şiddete göre kademeli olarak yapılandırılır. NICE CG192, APA klinik kılavuzları ve Cochrane sistematik incelemeleri üç temel yaklaşımı bildirir: kanıt düzeyi yüksek psikoterapi modaliteleri, farmakoterapi ve birleşik tedavi.
Kişilerarası Terapi (IPT — Interpersonal Therapy). DSD için en yüksek kanıt düzeyine sahip psikoterapi modalitelerinden biridir ve uluslararası klinik kılavuzlarda birinci basamak yaklaşım olarak yer alır. IPT, ilişkilerdeki rol geçişleri (örneğin "kadın → anne" kimlik geçişi), kişilerarası çatışmalar, sosyal destek eksikliği ve yas dönemlerini kısa süreli (12–16 seans) yapılandırılmış bir çerçevede ele alır. DSD'nin merkezindeki sorunların — yeni rol uyumu, partner ilişkisi yeniden tanımlanması, sosyal izolasyon — IPT'nin yapısal odakları ile örtüşmesi bu modaliteyi DSD için özellikle uygun kılar.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT). İkinci güçlü kanıt tabanına sahip yaklaşımdır. DSD'de BDT; otomatik olumsuz düşüncelerin (özellikle "kötü anne olduğum" şemasının), bilişsel çarpıtmaların ve davranışsal kaçınma örüntülerinin yeniden yapılandırılmasına odaklanır. Davranışsal aktivasyon (kademeli olarak haz veren ve ustalaşma sağlayan aktivitelere geri dönüş) DSD için özellikle değerlidir, çünkü anhedoni ve enerji kaybı tablonun merkezindedir.
Davranışsal aktivasyon tek başına da kullanılan, kısa süreli ve etkili bir yaklaşımdır; özellikle anhedoninin belirgin olduğu vakalarda erken kazanım sağlar.
Bireysel terapi seansları doğum sonrası dönemde haftalık olarak planlanır; bebek bakımı nedeniyle ofise gelmek zor olabileceğinden online terapi yüz yüze seansla karşılaştırılabilir etkililikte bir alternatiftir ve doğum sonrası dönemin pratik kısıtları için uygundur.
Farmakoterapi. Orta ve ağır şiddetli DSD'de, psikoterapinin yeterli kalmadığı veya hızlı yanıt gerektiren tablolarda farmakoterapi gündeme gelir. Karar verilmesi ve ilaç seçimi psikiyatrist sorumluluğundadır; bu yazıda spesifik ilaç adı, doz veya marka önerisi yer almaz. Birleşik tedavi (psikoterapi + farmakoterapi) ağır vakalarda en yüksek yanıt oranlarını verir.
Travmatik doğum geçmişi DSD'ye eşlik ediyorsa (acil sezaryen, NICU yatışı, obstetrik şiddet algısı), EMDR ve travma-odaklı BDT gibi travma bileşenli yaklaşımlar değerlendirilir.
Emzirme Döneminde Antidepresan Güvenliği
Emzirme döneminde antidepresan kullanımı, doğum sonrası dönemin en sık sorulan klinik karar konularındandır. Burada aktarılan bilgi yalnızca sınıf güvenliği prensibidir; spesifik ilaç adı, doz veya marka önerisi içermez.
LactMed (NIH Drugs and Lactation Database) ve Hale's Medications and Mothers' Milk referans veritabanları, ilaçların emzirme dönemindeki güvenlik profillerini kategorilendiren standartlardır. Hale sistemi L1 ("en güvenli") ile L5 ("kontrendike") arasında beş kategori tanımlar; L2 ("muhtemelen güvenli, sınırlı veriye dayalı") kategorisinde yer alan bazı SSRI sınıfı antidepresanlar emzirme döneminde tercih edilen ajanlar arasındadır. Tercih sırasını belirleyen başlıca etmenler şunlardır: anne sütüne geçiş oranı, bebek plazmasında saptanabilirlik düzeyi ve uzun dönem güvenlik verilerinin varlığı.
Tedavi edilmemiş DSD'nin bebek üzerinde, emzirmede ilaç kullanımının olası etkilerinden daha büyük bir risk oluşturduğu NICE CG192 ve ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologists) kılavuzlarında açıkça belirtilir. "Ya emzirme ya ilaç" ikilemi pek çok vakada gerçek bir ikilem değildir; emzirmeye devam ederek tedavi planlanabilen vakalar çoğunluktadır.
Karar verme süreci ortak değerlendirme gerektirir:
- Psikiyatrist — ilaç seçimi, doz titrasyonu, yan etki izlemi
- Obstetri hekimi — postpartum dönemin obstetrik bağlamı
- Laktasyon danışmanı — emzirme dinamiğinin sürdürülmesi ve bebek izlemi
Bu üç disiplinli yaklaşım, "ilaç başlanmalı mı, hangi sınıf, emzirme ile uyumu nasıl" sorularına vaka-bazlı yanıt üretir. Anne suçluluk hissi olmadan, klinik bir karar süreci olarak çerçevelenir.
TIBBİ ACİL — postpartum psikoz işaretleri. Eğer doğum sonrası dönemde aşağıdaki bulgulardan herhangi biri ortaya çıkarsa, beklemeden 112 aranmalı ve en yakın acil servise başvurulmalıdır:
- Var olmayan ses veya görüntü algılaması (halüsinasyon)
- Paranoid düşünceler — bebeğin değiştirildiği, kendisine veya bebeğe komplo kurulduğu inancı
- Dini-mistik içerikli sanrılar
- Dezorganize konuşma veya davranış
- Akut ajitasyon, hızla kötüleşen tablo
- Gerçeklik değerlendirmesinde yitim
Postpartum psikoz, beklenebilecek bir tablo değil, akut psikiyatrik aciLdir. Hospitalizasyon değerlendirmesi gerekir; anne ve bebeğin güvenliği önceliklidir.
Postpartum Psikoz: Ayrı Klinik Tablo, Tıbbi Acil
Postpartum psikoz, doğum sonrası dönemde görülen nadir ama acil bir psikiyatrik tablodur. Yaygınlığı %0.1–0.2 olarak bildirilir; yani her 1000 doğumdan yaklaşık 1–2 vakada gözlenir. DSD ile karıştırılmaması klinik açıdan kritiktir; iki tablo aynı spektrumun parçaları değildir.
Başlangıç ve seyir. Çoğunlukla doğum sonrası ilk 2 hafta içinde başlar; ilk 48–72 saatte ortaya çıkan vakalar bildirilmiştir. Tablo akut başlar ve hızla kötüleşir.
Klinik bulgular. Halüsinasyon (en sık işitsel), paranoid sanrılar, dini-mistik içerikli düşünceler, dezorganize davranış, dönemsel bilişsel berraklıklarla dalgalanma, ciddi uyku bozukluğu, ajitasyon. Annenin gerçeklik değerlendirmesi yitirilmiştir.
Risk faktörleri. Birinci derece akrabada bipolar bozukluk veya postpartum psikoz öyküsü, bipolar bozukluk tanısı (özellikle Bipolar I), önceki postpartum psikoz öyküsü (tekrar riski %30–50). Bu kişiler için gebelik öncesi planlama ve doğum sonrası perinatal psikiyatri yakın izlemi şarttır.
Tedavi. Tıbbi acil olarak ele alınır. Hospitalizasyon çoğunlukla gereklidir; akut psikiyatrik müdahale, farmakoterapi (mood stabilizatör ve/veya antipsikotik — psikiyatrist kararıdır), anne-bebek güvenliği değerlendirmesi.
Paternal Doğum Sonrası Depresyon: Babalarda da Görülür
Doğum sonrası depresyon yalnızca annelere özgü bir tablo değildir. Paulson ve Bazemore (2010) tarafından yapılan kapsamlı meta-analiz, babalarda doğum sonrası dönemde yaklaşık %10 oranında depresyon görüldüğünü bildirmiştir. Annenin DSD yaşadığı durumlarda babadaki risk iki katına çıkar; iki ebeveynin eş zamanlı DSD yaşadığı vakalarda bebek üzerine etki ve aile dinamiği belirgin biçimde bozulur.
Babalarda DSD klinik tablosu annelerdekine benzer — çökkün duygudurum, ilgi-istek kaybı, uyku-iştah bozukluğu, suçluluk — ancak dışa vurum farklılaşabilir: irritabilite (öfke nöbetleri), sosyal geri çekilme, işten kaçınma veya tam tersine aşırı çalışma, madde kullanımında artış. Bu farklı dışa vurum tanı gecikmesine yol açar.
Babalar için tarama uluslararası kılavuzlarda henüz rutin değildir ancak EPDS babalar için de uyarlanmış formlarıyla kullanılır. Tedavi prensipleri annelerle benzerdir: psikoterapi (BDT, IPT), gerektiğinde farmakoterapi.
Partner için 24 Saatlik Somut Destek Protokolü
Partner desteği DSD seyrinde kanıta dayalı bir koruyucu faktördür; Cochrane derlemeleri partner-katılımlı psikoedükasyonun DSD belirtilerini ve süresini azalttığını göstermiştir. Buradaki "destek" kavramı soyut değil, somut davranışlardan oluşur.
| Yapın | Yapmayın |
|---|---|
| Gece beslemesini paylaşın veya en az 3–5 saatlik bir kesintisiz uyku bloğu sağlayın (sütün sağılmasıyla biberonla destek; tıbbi izinle birlikte) | "Annelik içgüdüsü gelir" demek; bu söylem klinik tabloyu örter |
| Ev işlerini sessizce üstlenin — sormadan, beklemeden | Anneyi "yorgunsun, dinlenmelisin" diyerek bebekten uzaklaştırma ya da tam tersi "bebek senin sorumluluğun" tutumu |
| "Duydum, anladım, yanındayım" dilini kullanın — valide eden dil | "Geçer, çok düşünme" benzeri minimize eden ifadeler |
| Aile büyüklerinin ziyaretlerini anneyle birlikte planlayın, gerekirse sınırlandırın | "Annem bilir, ben karışmayayım" pasif tutumu |
| Psikolog veya psikiyatrist randevusuna annenin yanında gidin (annenin onayı ile) | "Sen halledersin" diyerek profesyonel destek arayışını anneye tek başına bırakmak |
| Kendi paternal DSD belirtilerinize karşı dikkatli olun — sizin de risk altında olduğunuzu hatırlayın | Kendi yorgunluğunuzu ya da depresyon belirtilerinizi gizlemek |
Çift terapisi doğum sonrası dönemin yeni rollerine birlikte uyum için yapılandırılmış bir alan sunar; özellikle ev içi çatışmanın arttığı, iletişimin zorlaştığı dönemlerde değerlendirilebilir.
Aile ve Büyükanne için: "40 Gün Geleneği" Çerçevesi
Türkiye'de "40 gün" geleneği — annenin doğum sonrası ilk 40 günde dinlenmesi, evden çıkmaması, yakınların pratik destek vermesi — köklü ve pratik açıdan değerli bir kültürel çerçevedir. Yenidoğan bakımının yoğunluğunda aile büyüklerinin pratik destek sağlaması (yemek hazırlama, ev işleri, daha büyük çocuklara bakım) DSD risk faktörlerinden biri olan sosyal destek eksikliğini azaltır.
Ancak 40 gün geleneği klinik müdahalenin yerine geçmez. "Bizim zamanımızda böyle bir şey yoktu, biz dayandık" söylemi, bugün bilinen klinik tabloyu görünmez kılar ve yardım arayışını geciktirir. Lohusalık döneminde uzun süreli (>2 hafta) çökkünlük, suçluluk, bebeğe karşı duygusal mesafe, uyku-iştah bozukluğu — bunlar geleneksel "lohusalık hüznünün" değil, doğum sonrası depresyonun klinik bulgularıdır ve klinik değerlendirme şartı taşır.
Aile büyüklerine üç pratik not:
- "Lohusalık depresyonu" ile "doğum sonrası depresyon" aynı tablodur — sadece adlandırma farkıdır.
- Kızınıza veya gelininize "bunu sen abartıyorsun" yerine "yanındayım, profesyonel destek arayalım mı" diyebilirsiniz.
- Pratik destek (yemek, ev işi, büyük çocuğa bakım) klinik müdahaleyi tamamlar, yerine geçmez.
Ne Zaman Destek Almalı
Aşağıdaki durumlardan herhangi biri varsa, klinik değerlendirme için bir psikolog, psikiyatrist veya aile hekimine başvurulmalıdır:
- Doğum sonrası iki haftadan uzun süren çökkün duygudurum, ağlamaklılık, ilgi-istek kaybı
- Bebeğe karşı duygusal mesafe, bağ kuramama hissi
- Uyku ve iştahta belirgin değişiklikler (sadece yenidoğan bakımına bağlanamayacak ölçüde)
- Yoğun suçluluk, "yeterince iyi anne olamadığım" düşüncesinin sürekli hale gelmesi
- Günlük işlevsellikte belirgin bozulma — bebek bakımı, özbakım, ev işleri
Aciliyet gerektiren durumlar — beklemeden başvurun:
- İntihar düşünceleri veya kendine zarar verme planları → 112 ve 182 — TİDA İntihar Önleme Hattı
- Bebeğe zarar verme düşünceleri (özellikle "doğru" hissedilen, eyleme dönüşme riski taşıyan içerikte) → 112 ve en yakın acil servis
- Postpartum psikoz işaretleri (halüsinasyon, paranoid düşünce, dezorganize davranış) → TIBBİ ACİL — 112 ve en yakın acil servis
- Ev içi şiddet, sosyal destek başvurusu → 183 — Sosyal Destek Hattı
DSD tedavi edilebilir bir tablodur. Erken klinik değerlendirme, yalnızca annenin değil, bebeğin uzun dönem bağlanma ve gelişim sürecinin de koruyucu faktörüdür. Klinik değerlendirme talebi için iletişim sayfasından randevu oluşturabilirsiniz.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; klinik değerlendirme veya tıbbi öneri yerine geçmez. Belirtileriniz veya bir yakınınızın belirtileri için bir psikolog, psikiyatrist veya aile hekiminden değerlendirme alın.