{#tldr}
Sosyal anksiyete bozukluğu, başkaları tarafından gözlenme ya da değerlendirilme olasılığı bulunan sosyal ve performans ortamlarında belirgin, orantısız bir korku ve kaçınma örüntüsüyle seyreden bir kaygı bozukluğudur (DSM-5: 300.23; ICD-11: 6B04). Yüz kızarması, terleme, ses titremesi gibi bedensel; olumsuz yargılanma beklentisi ve kendine yönelik aşırı dikkat gibi bilişsel; sosyal ortamlardan kaçınma veya güvenlik davranışlarına sığınma gibi davranışsal belirtilerle ortaya çıkar. Tanı için belirtilerin en az altı ay sürmesi ve günlük işlevselliği bozması gerekir. Birinci basamak tedavi, maruz bırakma içeren Bilişsel Davranışçı Terapi'dir; gerektiğinde psikiyatrist gözetiminde SSRI eklenir. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Sosyal anksiyete bozukluğu (eski adıyla sosyal fobi, akademik literatürde sosyal kaygı bozukluğu), DSM-5 tanı el kitabında 300.23, Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-11 sınıflandırmasında 6B04 koduyla yer alan klinik bir tanıdır. Kişinin başkaları tarafından gözleneceği, yargılanacağı ya da küçük düşürüleceği bir veya daha fazla sosyal ortamda yoğun, orantısız bir korku yaşaması ve bu ortamlardan kaçınması ile karakterizedir.
Sosyal etkileşim (sohbet etme, yeni biriyle tanışma), gözlenme (yemek yeme, içme, yazma) ve performans (sunum yapma, sınıfta konuşma) gibi farklı durumlar tetikleyici olabilir. Korku, durumdaki gerçek tehditle orantısız ve hemen her seferinde tetiklenir niteliktedir.
Yaşam boyu yaygınlık oranı dünya genelinde %7–12 aralığında raporlanır; üniversite öğrencisi örneklemlerinde bu oranın daha yüksek olduğu Türkiye saha çalışmalarında da görülmektedir. Belirtiler tipik olarak ergenlik döneminde (ortalama 13 yaş civarında) başlar; tedaviye başvuru ile başlangıç arasında çoğu zaman 10 yılı aşan bir gecikme gözlenir. Bu gecikme süresinde kaçınma kalıplaşır, depresyon ve madde kullanımı gibi eş tanılar eklenebilir. Sosyal anksiyete bozukluğu, daha geniş kaygı bozuklukları ailesi içinde özgül bir alt tip olarak ele alınır.
Belirtileri Nelerdir?
Sosyal anksiyete bozukluğunun belirtileri üç ana grupta toplanır: bedensel, bilişsel ve davranışsal. Tanı için belirtilerin yalnızca varlığı değil, en az altı aydır sürmesi ve iş, eğitim ya da ilişkilerde belirgin işlevsel kayba yol açması gerekir.
Bedensel belirtiler
- Yüz kızarması (özellikle utanma odaklı tabloda öne çıkar)
- Terleme, çoğunlukla avuç içi ve alın bölgesinde
- Ses titremesi, sesin zayıflaması
- El, diz, dudak titremesi
- Çarpıntı, nefes darlığı, boğazda düğümlenme hissi
- Mide bulantısı, "kelebekler", ishal
- Ağız kuruluğu
Bilişsel belirtiler
- Olumsuz değerlendirilme beklentisi: "Aptalca bir şey söyleyeceğim", "yüzüm kızaracak ve fark edecekler"
- Kendine yönelik aşırı dikkat (self-focused attention): konuşma sırasında zihnin sürekli kendi sesini, jestlerini, yüz ifadesini izlemesi
- Felaketleştirme: "Eğer sunumda donar kalırsam kariyerim biter"
- Olay sonrası tekrarlayıcı analiz (post-event processing): bir toplantı sonrası saatlerce "ne dedim, nasıl göründüm" düşünme
Davranışsal belirtiler
- Tetikleyici sosyal ortamlardan tamamen kaçınma (toplantıya gitmeme, davete katılmama, telefonla aramayı erteleme)
- Güvenlik davranışları: göz teması kurmamak, başka birini öne sürmek, yazılı iletişime sığınmak, alkol veya sakinleştirici alıp sosyal ortama girmek
- Kalabalıkta kenarda durma, çıkış noktasına yakın oturma
- Konuşurken ezbere cümleler kullanma, kısa cevap verip konuyu kapatma
Klinik pratikte sıkça gözlemlenen örüntü şudur: belirtilerin yoğunluğu kişinin değerlendirildiğini hissettiği ölçüde artar. Aynı kişi ailesinin yanında ya da yakın arkadaşlarıyla rahat olabilir; iş toplantısında, sınıfta ya da yeni biriyle tanışma anında yoğun kaygı yaşayabilir. Bu durumsal değişkenlik, sosyal anksiyete bozukluğunu yaygın kaygı bozukluğundan ve kişilik düzeyindeki tablolardan ayıran kritik bir özelliktir.
Utangaçlık, Kaçıngan Kişilik ve Panik Atak Farkı
Sosyal anksiyete bozukluğu klinikte sıkça karıştırılan üç farklı tablo ile ayırıcı tanı yapılmak zorundadır: gelişimsel utangaçlık, kaçıngan kişilik bozukluğu ve panik atak. Bu üç ayrım, kullanıcının "bende hangisi var?" sorusunu netleştirmesi için kritik öneme sahiptir.
| Utangaçlık | Sosyal anksiyete bozukluğu | Kaçıngan kişilik bozukluğu | |
|---|---|---|---|
| Doğası | Mizaç özelliği | DSM-5 klinik tanı (300.23) | DSM-5 kişilik bozukluğu (Küme C) |
| Süre | Yaşam boyu, dalgalı | En az 6 ay, kalıcı | Yaşam boyu, yaygın, kişilikle bütünleşmiş |
| Yaygınlık | Durumsal — yeni tanıdıkta yoğun, zamanla azalır | Belirli sosyal ortamlarla sınırlı, tetiklenince yoğun | Hemen tüm sosyal alanlarda |
| Kendilik algısı | "Çekingenim ama değerliyim" | "Berbat bir izlenim bırakacağım" | "Yetersizim, sevilmeye değer değilim" |
| Sosyal ödülle değişim | Sosyal ortama uyum sağlandıkça rahatlar | Kaçınma sürdükçe pekişir, kendiliğinden geçmez | Kalıcı; içsel yetersizlik inancı sosyal ödülle dahi kolay değişmez |
| İşlevsellik | Genellikle korunur | İş, eğitim, ilişkilerde belirgin bozulma | Yakın ilişki kurmama, iş yaşamında daralma |
| Tedavi yanıtı | Tedavi gerektirmez | BDT ve gerektiğinde SSRI'ya iyi yanıt | Daha uzun süreli, şema odaklı yaklaşım gerekebilir |
Panik atak farkı. Sosyal anksiyetede yaşanan yoğun bedensel uyarılma kimi zaman panik atağa benzeyebilir. Ancak iki tablo, korkunun kaynağı bakımından farklıdır: panik bozuklukta kişi öncelikle kendi bedensel duyumlarından (çarpıntı, baş dönmesi, kontrol kaybı) korkar; bu duyumların "kalp krizi, çıldırma" anlamına geldiğini düşünür ve sosyal değerlendirme ikincil bir kaygıdır. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi öncelikle başkalarının kendisini nasıl gördüğünden korkar; bedensel belirtiler bu korkunun sonucudur ve "kızardığımı gördüler, terlediğimi fark ettiler" değerlendirmesiyle ikincil olarak korkutucu hâle gelir. Bu fenomenolojik ayrım için bkz. panik atak ile sosyal anksiyete farkı.
Pratikte gözlemlenen önemli bir yanılgı: yazılı iletişimde, sosyal medyada ya da WhatsApp'ta rahat olmak iyileşme anlamına gelmez. Bu kanallarda gözlenme riski düşük olduğundan kaygı düşer; gerçek temasla kıyaslandığında bu durum bir güvenlik davranışıdır ve maruz bırakma çalışmasında kademeli olarak azaltılması gereken bir örüntüdür. Yalnızca dijital iletişime sığınmak tedaviyi geciktirir.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Sosyal anksiyete bozukluğunun ortaya çıkışı tek bir nedene değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimine bağlanır. Bu biyopsikososyal model, klinik kılavuzlarda standart çerçevedir.
Biyolojik etkenler
- Birinci derece akrabasında sosyal anksiyete bozukluğu olanlarda risk yaklaşık 4 kat artar.
- Bebeklikten itibaren gözlemlenebilen davranışsal inhibisyon mizaç özelliği — yeni uyaranlara karşı geri çekilme, gözlem mesafesini koruma — sosyal anksiyete için güçlü bir risk yatkınlığıdır.
- Beyin görüntüleme çalışmaları, tetikleyici sosyal uyaranlara amigdala hiperaktivitesi olduğunu gösterir; prefrontal kortikal düzenleme zayıflığı bu yanıtın frenlenmesini güçleştirir.
Psikolojik etkenler
- Erken çocuklukta sosyal hata yapma korkusunu pekiştiren değerlendirici, eleştirel bir aile ortamı
- "Hata yapamam, herkes beni gözlüyor" gibi katı bilişsel şemalar
- Travmatik sosyal yaşantılar: okulda alay edilme, sınıfta küçük düşürülme, ergenlikte zorbalığa maruz kalma
Sosyal ve çevresel etkenler
- Aşırı korumacı ya da aşırı kontrolcü ebeveynlik — çocuğun küçük sosyal risklerle deneyim kazanmasının engellenmesi
- Erken dönem sosyal izolasyon (sık ev/şehir değişikliği, akran ortamının daralması)
- Kültürel ortamda "kusursuz olma", "yargılanma" baskısının yüksek olduğu dönemler
Risk faktörlerinin varlığı tanı koymaz. Sosyal anksiyete bozukluğu, yatkınlık zemini üzerine biriken sosyal öğrenmelerin ürünüdür; bu nedenle de öğrenme yoluyla değiştirilebilir bir tablo olarak kabul edilir.
Tanı Süreci ve Liebowitz LSAS
Sosyal anksiyete bozukluğu tanısı yalnızca yapılandırılmış klinik görüşmeyle konur. İnternette yapılan testler veya öz değerlendirme ölçekleri tek başına tanı koydurmaz; yalnızca klinik görüşmeye gerek olup olmadığı konusunda bir ön fikir verir.
Klinik görüşmede değerlendirilenler
- DSM-5 A–J tanı kriterlerinin tek tek karşılanması
- Belirtilerin en az altı aydır süregeldiğinin teyidi
- İş, eğitim, sosyal yaşam ve ilişkilerdeki işlevsel bozulmanın derecesi
- Eş tanıların (depresyon, madde kullanımı, panik bozukluk, beden dismorfik bozukluğu) taranması
- Tıbbi nedenlerin (tiroid işlev bozuklukları, ilaç yan etkileri) dışlanması
Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği (LSAS). Klinik pratikte en sık başvurulan değerlendirme aracıdır. 24 maddeden oluşur; her madde için kişiden iki ayrı yanıt istenir: (1) o durumdaki korku/kaygı düzeyi, (2) o durumdan kaçınma sıklığı. Her madde 0–3 arasında puanlanır; toplam puan 0–144 aralığındadır.
Türkçe geçerlilik çalışması yapılmış olan ölçeğin değerlendirme bantları kabaca şu şekildedir:
- 0–29: Sosyal anksiyete yok ya da çok hafif düzeyde
- 30–49: Hafif düzeyde sosyal anksiyete
- 50–64: Orta düzeyde sosyal anksiyete
- 65–79: Belirgin sosyal anksiyete
- 80 ve üzeri: Çok şiddetli sosyal anksiyete
LSAS bir tarama aracıdır; tanı koymaz ama klinik görüşmeye yön verir, tedavi süresince ilerlemeyi izlemek için tekrar uygulanabilir. Klinik pratikte ilk değerlendirme + tedavinin 6. seansı + tedavi sonrası şeklinde uygulanması yaygındır. LSAS sonucu yüksek olsa dahi nihai tanı için klinik psikolog ya da psikiyatrist görüşmesi şarttır.
Tedavi: Birinci Basamak Yaklaşımlar
Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde güncel klinik kılavuzlar (NICE CG159, APA) açık bir çerçeve sunar: birinci basamak tedavi maruz bırakma içeren Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)'dir. Belirtiler orta-şiddetli düzeyde, BDT'ye yanıt sınırlı ya da kişi BDT'yi tek başına sürdüremiyorsa psikiyatrist gözetiminde SSRI grubu antidepresanlar eklenebilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT). Klinik kılavuzlarda 12–16 seans olarak önerilir. BDT'nin sosyal anksiyetede etkili olan dört temel bileşeni vardır:
- Psikoeğitim: Sosyal anksiyetenin nasıl bir döngüyle pekiştiği (tetikleyici durum → felaket düşüncesi → bedensel uyarılma → güvenlik davranışı/kaçınma → kısa vadeli rahatlama → uzun vadeli pekişme) danışanla birlikte haritalandırılır.
- Bilişsel yeniden yapılandırma: "Yüzüm kızarırsa beni aptal sanırlar" gibi otomatik düşünceler tek tek ele alınır; alternatif, dengeli yorumlamalar geliştirilir. Davranış deneyleri (örneğin kasıtlı olarak küçük bir "hata" yapıp sosyal sonucu gözlemlemek) bilişsel değişimi pekiştirir.
- Kademeli maruz bırakma: Kişinin korktuğu sosyal durumların maruz bırakma hiyerarşisi kurulur (örneğin: tanıdığa selam verme → kasiyerle 3 cümlelik sohbet → toplantıda görüş bildirme → grup önünde sunum). Her basamağa anksiyete düşene kadar tekrar tekrar girilir. Maruz bırakma hem in vivo (gerçek ortamda), hem imajinal (zihinde canlandırılarak), hem de grup BDT formatında sosyal grup içinde uygulanabilir.
- Güvenlik davranışlarının azaltılması: Göz teması kurmamak, yazılı cümleleri ezberlemek, alkol ya da sakinleştirici ile sosyal ortama girmek gibi davranışlar kademeli olarak bırakılır. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede sosyal anksiyetenin "kanıtsız" olarak doğrulandığı (yani kişi korktuğunun aksini test etme şansını bulamadığı) için belirtiyi pekiştirir.
BDT'nin temel ilkeleri ve seans örüntüsü için bkz. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT).
EMDR. Sosyal anksiyetenin temelinde belirgin bir erken dönem utanma anısı (sınıfta küçük düşürülme, ergenlikte alay edilme gibi) varsa, EMDR bu anının duygusal yükünü işleyerek BDT'yi destekler. EMDR sosyal anksiyetede tek başına birinci basamak olarak konumlanmaz; BDT'ye eklenen, kanıtı gelişmekte olan bir yaklaşımdır.
İlaç tedavisi. İlaç başlatma kararı yalnızca psikiyatristin yetkisindedir. Bu yazıda spesifik bir ilaç önerisi yapılmaz; aşağıda yalnızca genel kategori bilgisi sunulur.
- SSRI grubu antidepresanlar (örneğin sertralin, paroksetin, essitalopram) sosyal anksiyete tedavisinde birinci basamak ilaç seçeneğidir. Etkinin gözlenmesi tipik olarak 4–8 hafta sürer; tedavi 6–12 ay devam eder, sonrasında psikiyatrist gözetiminde kademeli olarak kesilir. SSRI'lar fiziksel bağımlılık yapmaz; ancak ani kesim halinde kesilme belirtileri görülebileceğinden mutlaka kademeli azaltma uygulanır.
- Beta-blokerler, sınırlı performans tipi sosyal anksiyetede (örneğin tek seferlik sunum, konser performansı) bedensel belirtileri (çarpıntı, titreme) baskılamak için tercih edilebilir.
Önemli klinik uyarı: benzodiazepinler. Diazepam, alprazolam, lorazepam gibi benzodiazepin grubu ilaçlar, hızlı kaygı azaltıcı etki sundukları için sosyal ortamdan önce "ihtiyaç hâlinde" kullanılmaya yatkındır. Ancak sosyal anksiyete bozukluğunda benzodiazepinler tek başına ve uzun süreli olarak önerilmez. Bunun iki kritik nedeni vardır: (1) fiziksel bağımlılık ve tolerans gelişme riski yüksektir; (2) ilaç altında sosyal ortama girmek güvenlik davranışı işlevi görür ve BDT'nin temel mekanizması olan "kaygı söndürme öğrenmesi"ni engeller — beyin "kaygıyı tek başıma tolere edebilirim ve sosyal felaket gerçekleşmez" deneyimini yaşayamaz. Türkiye'de reçetelenme oranları yüksek olduğu için bu uyarı klinik pratikte özellikle önemlidir. Benzodiazepin kullanımı yalnızca kısa süreli, çok seçici endikasyonlarda ve psikiyatrist denetiminde değerlendirilir.
Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde özellikle BDT temelli yapılandırılmış BDT seansları yapılandırılmış bir çerçeve sunar; online format gerektiğinde uygun klinik koşullarda sürdürülebilir.
Günlük Baş Etme Önerileri
Aşağıdaki öneriler profesyonel tedavinin yerine geçmez ancak süreci destekler ve hafif düzeyde belirtilerde ilk adımı kolaylaştırabilir.
- Kendi maruz bırakma hiyerarşinizi kurun. Korktuğunuz sosyal durumları en az tetikleyiciden en zorluna doğru sıralayın. İlk basamaktan başlayın; kaygı düşene kadar her basamağı tekrarlayın, ancak hazır olmadan üst basamağa atlamayın. Önemli olan hız değil tekrar.
- Güvenlik davranışlarınızı tek tek not edin. Sosyal ortamlardan önce ne yaptığınızı (alkol almak, başka birini öne sürmek, çıkışa yakın oturmak, telefonunuza bakmak) listeleyin. Tedavi başlamadan önce bile bu davranışları haftada bir azaltarak deneme yapabilirsiniz.
- Sosyal "kasları" küçük adımlarla çalıştırın. Kasiyer, garson, asansör arkadaşı gibi düşük tetikleyici kişilerle 1–2 cümlelik sohbet, göz teması ya da gülümseme egzersizi yapın. Bu mikro temaslar sinir sistemini sosyal etkileşime alıştırır.
- Sosyal "hata"yı kabul edin. Sosyal anksiyetenin temel düşüncelerinden biri "asla beceriksiz görünmemeliyim"dir. Kasıtlı küçük bir hata yapın (yanlış telaffuz, anlık donma, beklemediğiniz bir soruda "bilmiyorum" demek) ve sosyal sonucu gözlemleyin. Çoğu zaman önceden tahmin edilen felaket gerçekleşmez.
- Nefes ve bedensel düzenleme. Sosyal ortama girmeden önce 4 saniye burundan nefes alma, 6 saniye ağızdan verme egzersizi (yaklaşık 2 dakika) bedensel uyarılmayı düşürür. Bu yöntem belirtiyi ortadan kaldırmaz; yalnızca tepe noktasını yumuşatır.
- Profesyonel destek için "iyi an" beklemeyin. Sosyal anksiyetede tedaviye başlama gecikmesi ortalama 10 yılı aşmaktadır. "Biraz daha kendim deneyeyim" düşüncesi çoğu zaman kaçınmayı pekiştirir; belirtiler işlevselliği bozuyorsa profesyonel görüşme için bekleme süresini uzatmamak önerilir.
Ergenlerde Sosyal Kaygı: Ebeveynler için
Sosyal anksiyete bozukluğu belirtileri tipik olarak ergenlik döneminde belirginleşir. Çocuğunuzun çekingen olması başlı başına bir bozukluk anlamına gelmez; ancak aşağıdaki bulgular bir araya geldiğinde klinik değerlendirme gerekir.
Ergende uyarıcı bulgular
- Okula gitmek istememe, sınavlardan ya da sözel sunumlardan önce şiddetli kaygı, ev dışında yemek yememe
- Sınıfta soru sorulduğunda kilitlenme, parmak kaldırmama
- Yemekhanede tek başına oturma, okul gezilerini ya da sınıf etkinliklerini reddetme
- Arkadaşların telefonlarına yanıt vermeme, doğum günü partilerine gitmekten kaçınma
- Evde rahat, hatta neşeli; ancak okulda ya da ev dışındaki sosyal ortamlarda sessiz, gergin, donuk
Aile akomodasyonu tuzağı. Çocuğunuza "rahat hissetmesi" için bazı durumlardan kaçınmasına izin vermek (örneğin onun yerine telefon etmek, garsonla onun adına konuşmak, sözel sunumdan muafiyet aramak) kısa vadede çocuğu rahatlatır ama uzun vadede sosyal anksiyeteyi pekiştirir. Klinikte buna "aile akomodasyonu" denir. Çocuğunuzun ev dışındaki ortamlarda kademeli olarak kendi adına konuşmasını desteklemek, akomodasyonu kademeli olarak geri çekmek tedavinin kritik bir parçasıdır.
Yapılması önerilenler
- Çocuğunuzun belirtilerini ciddiye alın; "Hadi kendine gel", "Çocukluk yapma" gibi azarlayıcı yaklaşımlardan kaçının. Bu söylemler utanmayı pekiştirir.
- Okul rehber öğretmeniyle iletişime geçin; sınıf öğretmeninin sözel sunumlarda kademeli bir yaklaşım (önce küçük grupta, sonra tüm sınıfta) izlemesini rica edin. Tam muafiyet talep etmek tedaviyi geciktirir.
- Çocuk ve ergen psikiyatristine ya da ergen alanında deneyimli klinik psikoloğa yönlendirin. Ergen yaş grubu için BDT yapılandırması yetişkin protokolünden farklılıklar gösterir; ebeveynin sürece dâhil olduğu modeller yaygındır.
- İlaç kararı, çocuk ve ergen psikiyatristinin yetkisindedir; çocukluk ve ergenlik döneminde SSRI başlatma kararı yalnızca uzman görüşüyle alınır.
Erken müdahale, ergende sosyal anksiyetenin yetişkinlik dönemine sarkmasını ve depresyon, madde kullanımı gibi eş tanıların eklenmesini önemli ölçüde azaltır.
Yakınına Nasıl Destek Olunur
Sosyal anksiyete bozukluğu olan bir yakınınız (eşiniz, arkadaşınız, kardeşiniz) varsa, destek olma niyetiniz tedaviye katkıda bulunabilir; ancak yanlış yaklaşım pekiştirici olabilir.
Yapılması önerilenler
- Onun deneyimini ciddiye alın. "Aşırı abartıyorsun", "Herkes biraz utanır" gibi yargılayıcı söylemlerden kaçının; bu sözler yalnızlığı pekiştirir.
- Birlikte kademeli olarak küçük sosyal denemeler yapın: birlikte alışverişe çıkmak, ortak bir davete birlikte gitmek (ama davete yapışıp kalmak değil, ortamda yavaş yavaş ayrılmak). Bu birlikte deneyim, maruz bırakmanın "yan yana" yapılan ilk basamağı olarak işlev görebilir.
- Onun adına konuşma davranışını fark edin. Eğer telefonla aramayı, garsonla konuşmayı sürekli siz yapıyorsanız, siz bir güvenlik davranışı hâline gelmiş olabilirsiniz. Bu rolleri kademeli olarak ona devretmek tedavinin bir parçasıdır.
- Profesyonel destek için yönlendirme yapın; randevu almak için yanında bulunabileceğinizi söyleyin. İlk seansa birlikte gitmeyi teklif etmek bazı kişiler için eşik düşürür.
Yapılmaması önerilenler
- "Konuş artık, çekinmeyi bırak" gibi baskı içeren söylemler. Baskı, sosyal anksiyetede belirtiyi şiddetlendirir.
- Alay, küçümseme, başkalarının önünde "Bu konuşmaz, çok utangaçtır" gibi etiketleyici ifadeler. Bu sözler kişiyi tanımladığınız şeye sabitler.
- "Bir kadeh içersen rahatlarsın" tarzı öneriler. Alkol veya sakinleştirici güvenlik davranışıdır; tedavinin temel mekanizmasını engeller.
Ne Zaman Destek Almalı
Aşağıdaki durumlardan biri sizin için ya da yakınınız için geçerliyse, profesyonel görüşme almak için doğru zamandır:
- Sosyal anksiyete belirtileri altı aydan uzun süredir devam ediyor.
- İş, eğitim ya da ilişkiler alanlarından en az birinde belirgin işlevsel bozulma yaratıyor (toplantıda konuşamama, mülakatlara girememe, sözel sunumlardan kaçınma, sosyal davetleri sistematik reddetme).
- Spesifik sosyal durumlardan (sunum, yeni tanışma, otorite figürüyle konuşma) tamamen kaçınma örüntüsü yerleşmiş.
- Sosyal ortama girmek için alkol veya sakinleştirici kullanma örüntüsü oluşmuş.
- Depresif belirtiler (umutsuzluk, ilgi-istek kaybı, uyku bozulması) eklenmiş.
- Belirtiler nedeniyle iş ya da eğitim değiştirme zorunda kalınmış.
Randevu almak için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.
İntihar düşüncesi, kendine zarar verme isteği ya da yoğun kriz hâli yaşıyorsanız vakit kaybetmeden iletişime geçin: 112 (acil tıbbi destek), 182 (SABİM — Sağlık Bakanlığı), 183 (Sosyal Destek Hattı — ALO 183).
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; klinik değerlendirme ve tedavi planı yalnızca lisanslı bir uzmanla yüz yüze görüşmede yapılır.